Kılıçdaroğlu ve Türban Meselesi – Hacı Hüseyin Kılınç

Umutlanmak istiyoruz zira umuda ihtiyacımız var. Son dönemdeki mücadelesine bakarak Kılıçdaroğlu’nun yanlışlarından ders çıkarttığını söyleyerek her defasında bu yanlışları gündeme getirmenin ilerletici olmadığını belirtmiştik. Fakat bizim bu düşüncelerimizi tekzip eden başkaları değil bizzat kendisi oldu. Biz her defasında doğrulanan birisi olduğumuz iddiasında değiliz. Neticede ülkemizin demokratikleşmesini, insanımızın hak etmiş olduğu şekilde yaşamasını istiyoruz. Fikirlerimizin istikametini bu kaygılar belirliyor. Kalemimiz kişisel ikbalimize hizmet etmiyor. Yanılgılarımızı paylaşmaktan da kaçınmayız. Fakat mesuliyet taşıyan siyasetçilerin bizim yanıldığımız türde hatalar halletmeye hakları yok. Bundan dolayı onların yanılgılarının, yanlışlarının neticeleri fazlaca ağır oluyor. 

Ciddi hukukçular Türkiye’de türban takmanın önünde yasal bir engel bulunmadığını söylüyor. Ne kanun düzeyinde ne de yönetmelik ve genelgelerde türban takmayı engellemiş olan yasal bir sınırlama yok. Üniversitelerdeki türban yasağı Anayasa Mahkemesi’nin bu konudaki bir sonucuna değil gerekçesindeki bir yorumuna dayanıyordu. Danıştay’da önüne gelen bir dosyada bu yorumu gerekçe göstererek türban yasağını meşrulaştırdı. Fakat uygulama o günkü güçler ilişkisini yansıtıyordu. Rejim içindeki güç ilişkilerine bakılırsa kendini ayarlayan üniversiteler bu yasağın uygulayıcısı oldular. Pek fazlaca üniversitede yasak şedit bir halde uygulanırken üniversiter anlayışa daha yakın olan yerlerde türban serbestisi vardı. Türkiye’nin evrensel standartlarda data üretimi ve eğitimine en fazla yaklaşan üniversitelerinden olan Boğaziçi’nde bu yasak asla uygulanmadı mesela. Türbanlı öğrenciler bir sorun yaşamadan eğitimlerine devam ettiler.

Son olarak 2008 senesinde AKP ve MHP Anayasa’nın 10. ve 42. maddelerini değiştirerek türbana Anayasal düzeyse bir serbesti getirmek istediler. Sadece Anayasa Mahkemesi bu teklifin Anayasa’daki laiklik ilkesinin ihlali anlamına geleceğini düşünerek düzenlemeyi iptal etti. O dönem CHP grup başkanvekili olan Kılıçdaroğlu bu düzenlemeyi Anayasa Mahkemesine götürmüş olan adlar içinde yer alıyordu. 2007 senesinde Apdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığı ucube 367 engeline takılınca AKP hızla seçim sonucu aldı. Seçimlerden zamanı bir farkla çıktı. Arkasından Cumhurbaşkanlığı seçimi yöntemi değişti ve halkoylaması usulüne geçildi. Bu gelişmeler ve Ergenekon operasyonları ile AKP rejim üstündeki kontrolünü arttırdı ve önüne çıkan engelleri tasfiye ederek yoluna devam etti. 

AKP rejimin sinir sistemini eline geçirip denetim etmeye başlayınca türban problemi da kendiliğinden çözüm yoluna girdi. Rektörler değişti, üniversiteler bu kez AKP yakın isimlere geçtiğinde de türban meselesi fiilen gündemden düştü. Bu esnada en ufak bir yasal değişim gündeme gelmedi, zira buna gerek yoktu. Kamuda türban yasağının önündeki engel ise 2013 senesinde bir yönetmelik değişikliği ile ortadan kaldırıldı. Bugün silahlı kuvvetlerden yargıya, kolluk güçlerinden belediyelere kadar hiçbir kurumda türbanlı dolaşmanın önünde yasal bir engel bulunmuyor. Üniversitelerde türbanı engellemek için saçma sapan karar ve uygulamaların altına imza atan yasakçı anlayış bu kıyafetin hedef büyüterek her yere girmesine niçin oldu.

Hukukun yasaklamadığı herhangi bir mevzuda insanoğlu özgür sayılır. Görüldüğü benzer biçimde bugün türbana ilişkin kamu kurum ve müesseselerinde  yasaklayıcı bir durum söz mevzusu değildir. Bir şeyin yasaklanmadığı yerde o şeye özgürlük tanımanın da gereği yoktur. Hukuk disiplini bu şekilde çalışır. Yalnız temel hak ve özgürlükler güvenceye alınır. Bu da en genel ifadelerle yapılır. Türban serbestisini yasa ile yada bir Anayasa değişikliği ile güvenceye almak laiklik ilkesini yok saymak anlamına gelir. Anayasa ve kanunlar bu ülkenin hala laik bulunduğunu anlatmaktadır. Kılık giyim serbestisi sadece din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde düşünülebilir ve bu da gene Anayasa tarafınca güvence altına alınmıştır. 

Görüldüğü benzer biçimde türbanla ilgili sorun direkt uygulama ile ilgilidir ve bu da politik güç ilişkilerinin bir sonucudur. Fakat cemiyet bu mevzuda bir kanaate ve olgunluğa ulaşmıştır. Geleneksel örtünme biçimi olan başörtüsü mevzusunda toplumun hiçbir endişesi yoktur. Bu örtünme biçimi naturel kabul edilir. Bir kısım seçkin modernlikle bağdaştıramayıp dudak bükse de geleneksel bir giyim muamelesi görür. Kimsenin kılık ve  giysisine karışılmadığı sürece toplumun ulaşmış olduğu modernlik seviyesi bunu kendi içinde çözerek gündemden düşürüyor. Bugün türbanla ilgili hadisede de bu olgunluğa erişilmiş vaziyette.   

Kılıçdaroğlu çıkışı ile adeta macunu tüpünden, cini şişesinden çıkardı. Bunun bir ön kesme olduğu iddia ediliyor. AKP bu şekilde bir teklif getirecekti ve Kılıçdaroğlu bu hamle ile onları ters köşeye yatırdı. Şimdilerde bu moda oldu. Her şeyi AKP’den ilkin söylemek ve ondan gelecek adımı beklemeksizin hamleler yapmak. Bu gündemi belirlemeye ve politik üstünlüğünü ele geçirmeye yarıyormuş. Bu bazı mevzular için doğru kabul edilebilir ve hakikaten de böyledir. Fakat bir alışkanlığa dönüştüğünde büyük yanlışlara da sebebiyet verir. Bir parti programını, vaatlerini sadece iktidara ulaştığında hayata geçirebilir. İktidara gelmek ise inandırıcılığa ve ümit olmaya bağlıdır. İnsanlar iktidara geldiğinizde hayatlarının değişeceğine, daha iyi yaşayacaklarına ve sorunlarının çözüleceğine inandıkları an size destek vermeye adım atar. Bunun olması içinde mevcut iktidardan umudunu kesmiş olması şarttır. Bir bunalımın pençesinde kıvranan insanları bugün ilgilendiren temel sorun buradan bir çıkış olup olmadığıdır. Bir çıkış olduğuna insanları inandırırsanız size destek verirler. AKP’de bu şekilde bir kriz sonucunda iktidara gelmişti. 

Bir öteki izahat bu çıkışın masadaki muhatapları memnun etmeye, rahatlatmaya dönük olduğu. AKP’den kopan birileri masada bulunma gerekçelerini hala anlatıp izah edememişse bunu oturup kendilerinin düşünmesi gerekiyor. Bu onların kendi yaşadıkları bir politik problem ve çözecek olan da  gene kendileri. Bu mevzuda özeleştirel davranmamaları, bir adım ileri iki adım geri taktiği izlemeleri inandırıcılıklarının önündeki en büyük sorun. Kılıçdaroğlu’nun başkalarının çözmesi ihtiyaç duyulan bir işe karışması iş güzarlıktır. Bunun yolu bir kez açıldığında isteklerin haddi hesabı olmaz. Partiler büyük  koalisyona kitlelerini hazırlarken hepimiz kendi tabanından mesuldür. CHP’nin masanın en büyük partisi olması ortaklarının her sorununu onun çözeceği anlamını taşımaz. Neticede kurulan masa bir seçim ittifakıdır. Zamanı zorunluluklar partileri bir araya getirmiştir. Kimse kendini tarihin yerine koyup ötekinin önüne bir kefaret çıkaramaz. Buna girildiğinde aslolan vebalin Türk sağında olduğu aşikardır. Fakat CHP’deki akıl maalesef kendi tarihini daha ileriye değil daha da geriye götürmeye ayarlanmıştır. Bu da bununla beraber o tarihle barışık olmamayı ve başkalarını hep haklı görmeyi getirmektedir. Her neyse…

Fakat tüm bu meselelerin ötesinde şu şekilde bir hakikat var. Kılıçdaroğlu Türkiye siyasetindeki tutucu hegemonyayı sorgusuz sualsiz kabullenmiş. Bu hegemonyadan, sadece ona özenerek, benzeyerek, davranışlarını  tekrarlayarak çıkılabileceğine inanıyor. Bu biçim aslolarak modeli aşmak değil teslim olmak, belirleyiciliğini kabullenmek anlamına gelir. Oysa Türkiye’de içine girilen derin yoksullaşma sebebiyle yeni bir hegemonya modeline geçmek  için şartlar oluşmuştur. Tutucu hegemonya her yerinden tel tel dökülmektedir. Memleket bu geçişin sancılarını yaşamaktadır. Sadece siyasete sıfır toplamlı oyun benzer biçimde bakılmış olduğu için AKP seçmenine sadece tutucu yada dindar bir söylemle ulaşılabileceği hesap edilmektedir. AKP’nin yirmi senelik iktidarında bir çekirdek seçmen kitlesi yarattığı, bu kitlenin bilincini dinsel yobazlıkla tahkim etmiş olduğu izahtan varestedir. Fakat Türkiye tarihinin en büyük bunalımının içinden geçmektedir. İşsizlik, yoksulluk, açlık ve hukuksuzluk herkesi perişan etmektedir. İnsanlar kulaklarını tutucu çağrılara değil yaşamış olduğu yoksulluğun iyi mi sona ereceğine ilişkin sesleri duymaya açmıştır. Alışılmış, standart kimlikler değil yaşamın değişen parametreleri siyasete yol göstermelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan